RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
İnsanlık, tarih boyunca yolunu kaybettiği dönemlerde kendisine yön gösterecek değerlere ihtiyaç duymuştur. Bugün bilim ve teknolojinin sunduğu imkânlar geçmiş çağlarla kıyaslanamayacak ölçüde gelişmiş olsa da insanın anlam, sevgi, saygı ve güven arayışı devam ediyor. Bilginin çoğaldığı, iletişimin hızlandığı bir dünyada insanın insana ulaşması kimi zaman daha da güçleşiyor. İşte böyle bir çağda Mevlit Kandili, Hazreti Muhammed (sav.)’in dünyaya teşrifini anmanın ötesinde onun insanlığa bıraktığı ahlaki mirası yeniden düşünmek için önemli bir imkân sunuyor.
Mevlit, sözlükte “doğum yeri ve zamanı” anlamına gelir. İslam kültüründe ise Hazreti Peygamber’in dünyaya gelişini ve bu vesileyle oluşan dinî ve kültürel geleneği ifade eden geniş bir anlam dünyasına sahiptir. Asırlar boyunca Mevlit gecesi peygamber sevgisinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına vesile olmuş, toplumsal dayanışmadan aile hayatına kadar güçlü bir kültürel miras oluşturmuştur. Ancak Mevlit Kandili’nin taşıdığı anlamı bir gecenin manevi atmosferiyle sınırlamak eksik kalacaktır. Asıl mesele Hazreti Peygamber’i anmak kadar onu anlamak, onun hayatında karşılık bulan değerleri kendi hayatımıza taşıyabilmektir.
Rahmetten Güzel Ahlaka Uzanan Miras
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim Hazreti Muhammed’i “âlemlere rahmet” olarak tanımlar. Bu rahmet anlayışı onun hayatında soyut bir kavram olarak kalmamış, insana yaklaşımında, aile ilişkilerinde, çocuklara gösterdiği sevgide, yoksullara karşı hassasiyetinde ve adalet anlayışında somutlaşmıştır.
Efendimizin hayatına baktığımızda insan onuruna verilen değerin güçlü örnekleriyle karşılaşırız. Yetimin başını okşayan, yoksulun hâlini gözeten, çocuklarla ilgilenen, yaşlılara hürmet gösteren ve kendisine yapılan haksızlıklar karşısında dahi ahlaki ölçüyü kaybetmeyen bir peygamber görürüz.
Dijital Çağın Ahlak İmtihanı
Çağımızın önemli meselelerinden biri teknolojik gelişmenin hızına ahlaki gelişmenin yetişememesidir. İletişim araçlarımız çoğalırken birbirimizi dinleme kabiliyetimiz zayıflayabiliyor. Sosyal medya insanları birbirine bağlarken öfke, hakaret ve ayrıştırıcı dil de birkaç saniye içinde geniş kitlelere ulaşabiliyor. İnsanların mahremiyeti zedelenebiliyor, acılar kimi zaman seyirlik bir içeriğe dönüşebiliyor.
Böylesi bir ortamda Hazreti Peygamber’in hayatında karşılık bulan adalet, nezaket ve emanete riayet ilkeleri günümüz toplumu için de güçlü bir rehber niteliğindedir. Özellikle iletişim çağında onun ahlakından öğreneceğimiz çok şey bulunuyor. Bir bilgiyi paylaşmadan önce doğruluğunu araştırmak, insanların kusurlarını teşhir etmemek, sözümüzün karşıdaki insan üzerinde bırakacağı etkiyi düşünmek, öfkeyle hareket etmemek ve farklılıkları düşmanlık sebebi hâline getirmemek… Bugün “medya etiği”, “iletişim etiği” ve “dijital sorumluluk” başlıkları altında tartıştığımız pek çok konunun temelinde de bu ahlaki ölçüler yer alıyor. Bu nedenle Mevlit Kandili geçmişe dönük bir hatırlamanın yanında bugüne yönelen güçlü bir muhasebe çağrısıdır.
Kendimize şu soruyu sorabilmeliyiz: Peygamberimizi sevdiğimizi söylüyoruz, peki onun örnek hayatından ve güzel ahlakından kendimize ne kadar pay ayırıyoruz?
Hazreti Peygamber’in hayatındaki önemli örneklerden biri de insan kazanmayı önceleyen yaklaşımıdır. Efendimiz kırmanın kolay olduğu yerde onarmayı, öfkenin yükseldiği yerde sükûneti, intikamın mümkün olduğu yerde merhameti tercih etmiştir. Bu yaklaşım aile hayatından çalışma yaşamına, eğitimden toplumsal ilişkilere kadar bugün de üzerinde düşünülmesi gereken güçlü bir ahlaki ölçüdür.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin rol modellerini büyük ölçüde ekranlardan seçtiği bir dönemde Hazreti Peygamber’i onlara nasıl anlattığımız da çok önemlidir. Onun hayatını tarih sıralaması içinde aktarmanın yanında dürüstlüğünü, güvenilirliğini, aile içindeki nezaketini ve insanlarla kurduğu iletişimi günlük hayatla ilişkilendirmek gerekir. Genç bir insan peygamberimizin hayatında kendi dünyasına dokunan bir değer bulabildiğinde bu bilgi hafızada kalan bir bilgi olmaktan çıkar ve davranışa dönüşür.
Bir Geceden Bir Ömre Taşınan Ahlak
Toplumların geleceğini belirleyen unsurlardan biri de değerlerin bilinmesi kadar yaşanmasıdır. Bu açıdan Mevlit Kandili insanın kendisiyle ve çevresiyle ilişkisini yeniden gözden geçirebilmesi için önemli bir fırsattır. Bir kırgınlığı sona erdirmek, uzun zamandır aranmayı bekleyen bir büyüğümüzü aramak, bir çocuğa sevgiyle yaklaşmak, ihtiyaç sahibinin kapısını çalmak, öfkeyle söylediğimiz bir söz için özür dilemek ya da haksızlık karşısında hakkaniyeti savunmak önemli erdemli davranışlardır.
Hazreti Muhammed (sav.)’in insanlığa bıraktığı en güçlü miraslardan biri güzel ahlaktır. Savaşların gölgesinde büyüyen çocukların, şiddete maruz kalan insanların, yoksulluğun ağırlığını taşıyan ailelerin ve giderek yalnızlaşan bireylerin bulunduğu bir dünyada “âlemlere rahmet” olarak gönderilen bir peygamberin mesajını yeniden düşünmek büyük anlam taşımaktadır.
Mevlit Kandili bu yönüyle bize bir geceden daha fazlasını anlatır. Fahr-i Kainat Efendimiz’in insanlığa bıraktığı ahlakı hatırlatır, insanın değerinin ve güzel ahlakın hayatımızdaki yerini yeniden sorgulamamıza vesile olur.
İdrak edeceğimiz Mevlit Kandili’nin gönüllerimize huzur, hayatımıza istikamet, toplumsal ilişkilerimize kardeşlik ve insanlığın ortak geleceğine hayırlar getirmesini diliyorum. Belki de bu mübarek gecede kendimize yönelteceğimiz en anlamlı soru şudur:
Onu ne kadar anlattığımızdan önce onun ahlakından hayatımıza ne kadar taşıyabildik?
Hakan ERDEM
Gazeteci-Yazar