RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
Hakan Erdem | Gazeteci – Yazar
Tarih sadece geçmişi anlatmaz; bugünü anlamamız, yarını kurmamız için bize yol da gösterir. Milletlerin kaderini tayin eden dönüm noktaları vardır. Türk milleti için bu dönüm noktalarının en önemlilerinden biri hiç şüphesiz “1071 Malazgirt Zaferi ve 1922 Büyük Taarruz”dur. Aradan tam 851 yıl geçse de bu iki zaferde de aynı ruh aynı kararlılık ve aynı inanç vardır.
1071’de Malazgirt Ovası’nda Sultan Alparslan, ordusunun karşısına beyaz kefenini giymiş olarak çıktı.
Askerlerine şu tarihi sözlerle seslendi: “Bugün burada ölecek olanlar cennete gidecek, sağ kalanlar ise şehitlerin hatırasını yaşatacaktır.”
Bu sözler bir hükümdarın cesaretini ve milletine aşıladığı inancı da gösteriyordu. Malazgirt Zaferi, Türklerin Anadolu’yu yurt edinme iradesini bütün dünyaya ilan ettiği bir dönüm noktasıydı. O gün kazanılan zafer yeni bir medeniyetin başlangıcıydı.
Büyük Taarruz: Vatanın Kurtuluşu
Yüzyıllar sonra Anadolu yeniden işgale uğradığında Türk milleti bir kez daha tarih sahnesine çıktı. 26 Ağustos 1922 sabahı, Afyon Kocatepe’de Gazi Mustafa Kemal Paşa ordularına şu emirle seslendi:
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
Tarihin ilginç cilvesidir ki Malazgirt Zaferi de aynı gün kazanılmıştı. Birinde yurt edinmek için verilen mücadele diğerinde yurdu kurtarmak için verilmişti. Büyük Taarruz, topyekûn bir milletin hürriyet ve bağımsızlık aşkıyla yeniden ayağa kalkışının simgesi oldu.
Malazgirt’te atılan adımlar Büyük Taarruz’da hedefe ulaştı. Birinde Alparslan’ın kefeni diğerinde Mustafa Kemal’in Kocatepe’den yükselen bakışı…
Asırlar farklıydı ama ruh aynıydı: Vatan için canını ortaya koyma iradesi…
Tarihin aynasında gördüğümüz hakikat şudur: Bir milleti ayakta tutan şey yalnızca kılıçların keskinliği değil; adalete bağlılık, cesarete sadakat ve vatan sevgisinin derinliğidir.
Malazgirt olmasaydı Anadolu bizim yurdumuz olmayabilirdi. Büyük Taarruz olmasaydı bu topraklar ebedi yurdumuz olarak kalmayabilirdi. Her iki zafer de bizlere aynı mesajı verir: “Vatan toprağı ancak bedelini ödemeye hazır olanların vatanıdır.”
Bugün bize düşen, atalarımızın kanıyla ve inancıyla yazdığı bu destanların anlamını kavramak birlik, beraberlik ve adalet içinde yarınlara yürümektir.